Genç bir fizikçi...


Kelebekler kanat çırparken oluşturacakları fırtınadan acaba haberdalar mı ?

Ana Sayfa | Profilim | Arşiv | Arkadaşlarım


Cv

Tarih: 02:01, 3/2/2007

  

İLKAN KAVLAK  

E-mail: ikavlak@ogu.edu.tr

 

 

 

 

EĞİTİM

Yüksek Lisans (2007-  ):   Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Fizik Anabilimdalı,  Atom ve Molekül Fizik bilim dalı

 

Lisans (2002– 2006)      : Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi                                 Fizik Bölümü

 

YABANCI DİL

              İngilizce

ÇALIŞMA ALANI

  • Siyanoköprülü Hoffmann tipi metal komplekslerinin yapısal analizleri (FT-IR, FT-Raman) çalışılarak  kristallografik  olarak incelenmesi  ve bu tip moleküllerin tek kristal sentezlerinin gerçekleştirilmesi.
  • Gaussian 03W programı ile moleküllerin titreşim frekanslarının ve infrared şiddetlerinin tayini ve elektronik geçiş enerjilerinin hesaplanması.

 

GÖREV ALDIĞIM BİLİMSEL ARAŞTIRMA PROJELERİ

 

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Komisyonu tarafından desteklenen 200719025 numaralı “Elektronik Malzemelerin Oluşmasında Uygulama Alanı Bulan Bazı Organik Moleküllerin Titreşimsel Spektroskopi ve Teorik Konformasyon Analizi Yöntemleri ile Yapılarının Detaylı İncelenmesi” başlıklı projede Araştırmacı olarak görev almaktayım. (2007-  )

 

 İNDEKSE GIREN ULUSLARARASI DERGİLERDE BASILMIŞ MAKALELER

 

  1. G.S. KÜRKÇÜOĞLU, O. Z. YESİLEL, İ. KAVLAK, O. BÜYÜKGÜNGÖR J.Mol. Strct  (Journal of Molecular Structure) 2008 Baskıda
  2. M.AKSEL, İ.KAVLAK G.S.KÜRKÇÜOĞLU Int. J. Hyd. Egy. 2008 (International Journal of Hydrogen Energy) Baskıda
  3. G.S.KÜRKÇÜOĞLU, İ. KAVLAK, T. ARSLAN, C. ÖĞRETİR J. Mol. Model. (Journal of Molecular Modelling ) 15:79-90 (2009)
  4. G.S.KÜRKÇÜOĞLU , O.Z. YESİLEL , İ.KAVLAK, O. BÜYÜKGÜNGÖR Str.Chem (Journal of Structural Chemistry) 19:6 879-888 (2008)
  5. G.S.KÜRKÇÜOĞLU , O.Z. YESİLEL , İ.KAVLAK, O. BÜYÜKGÜNGÖR ZAAC (Zeitschrift für anorganische und allgemeine Chemie) 2008 Baskıda

 

İNDEKSE GİRMEYEN YURTİÇİ VE YURTDIŞI MAKALELER

  1. İ.KAVLAK, G.S.KÜRKÇÜOĞLU S.AKSAY Balkan Physics Letter Special Issue

154-158 -2008

BİLDİRİ VE TEBLİĞ

 

 

  • G.S. KÜRKÇÜOĞLU, İ. KAVLAK, S. KURTARAN, İ. ÇAYLI “The FT-IR Spectroscopic Investigation of Transition Metal(II) Di-P-Tolylamine Tetracyanonickelate ComplexesInternational Workshop on New Trends in Science and Technology 2008 ANKARA-TURKİYE
  • S. KURTARAN, İ. KAVLAK,  G.S. KÜRKÇÜOĞLU  Vibrational Frequencies and Structural Determination of Triethanolamine and Diethanolamine by Density Functional Theory Calculations  International Workshop on New Trends in Science and Technology 2008 ANKARA-TURKİYE
  • İ. KAVLAK, G.S. KÜRKÇÜOĞLU, T.ARSLAN  Theoretical and Experimental Investigation of  Vibrational (FT-IR and Raman) Spectra and Electronic Transitions of Di-p-tolylamineXXIX European Congress on Molecular Spectroscopy “ZAGREP/HIRVATİSTAN 2008.

 

 

 

 

 

  • G.S. KÜRKÇÜOĞLU, S. AKSAY, İ. KAVLAKFT-IR and FT-Raman Spectroscopic Studies of 2-Methylpyrazine Tetracyanonickelate Benzene Clathrates: M(C5H6N2)Ni(CN)4.C6H6 (M=Mn, Cd, Co or Ni)” XXIX European Congress on Molecular Spectroscopy “ZAGREP/HIRVATİSTAN 2008.

 

  •  
  • G. S. KÜRKÇÜOĞLU, İ. KAVLAK , M. AKSEL “The Theoretical Studıes Of Vibrational And Electronic Spectra On Triphenylamine” 9th International  Balkan Workshop on Applied Physics” KÖSTENCE/ ROMANYA 2008.
  • G. S. KÜRKÇÜOĞLU, , M. AKSEL,  İ. KAVLAK “Theoretical Investigations Of Molecular Structure, Electronic And Vibrational Spectra On 3-Pyrrolıne” 9th International  Balkan Workshop on Applied Physics”  KÖSTENCE/ ROMANYA 2008.
  • G. S. KÜRKÇÜOĞLU, İ. KAVLAK , M. AKSEL An Experimental and Theoretical Investigation of Vibrational Spectra and Electronic Transitions of Triphenylamine as Hole Transporting Materials in Organic Semiconductors.” İnternational Workshop on Advenced Materials and Devices for Photovoltaic Applications ANKARA/ TÜRKİYE 2008
  •  İ. KAVLAK, G. S. KÜRKÇÜOĞLU, S. AKSAY Theoretical and Experimental Vibrational Spectroscopic Study on Aniline and 2-Methylaniline” Türk Fizik Derneği 24. Uluslar arası Fizik Kongresi MALATYA/ TÜRKİYE 2007
  • İ. KAVLAK, G. S. KÜRKÇÜOĞLU, T.ARSLAN, C. ÖĞRETİR “Experimental and Theoretical Study on Molecular Structure and Vibrational Spectra of 3,4-Dimethylpyridine Molecule by Density Functional Theory and ab inito Calculations” International Students Conference of The Balkan Physics Union -ISCBPU-5- BODRUM-TURKİYE 2007

 

 

 


ATATÜRK

Tarih: 00:54, 2/2/2007 Kategori: Hayathikayem

                                                               

Atatürk`ün dünyada `başöğretmen' sıfatlı tek lider  olduğunu,
 
Bir geometri kitabı yazdığını,
 
 Üçgen, açı, dikdörtgen gibi ve 48 tane geometri teriminin (Türkçe) isim babasının bizzat Mustafa Kemal olduğunu,
 
Norveççe`de `Atatürk gibi olmak` diye bir deyim olduğunu.
 
 
 
'Atatürk'' çiçeği'nin adını, çiçeği bulan Wanderbit Üniversitesi
profesörlerinden doktor Kirk Landın`in koyduğunu ve bu çiçeğin tüm dünyada
bu isimle üretilip satıldığını,
 
Yunan başkomutanı Trikopis`in, hiçbir zorlama ve baskı olmadan her
Cumhuriyet bayramında Atina'daki Türk büyükelçiliğine giderek, Atatürk`ün
resminin önüne geçtiğini ve saygı duruşunda bulunduğunu,
 
'Mimber'' adında bir gazete çıkarttığını ve 52 sayı yayımlanan gazetede
ilk defa sansür kelimesi geçtiğini,
 
Kurtuluş Savaşı'nda rütbe alan bir çok kadın askerlerimizin olduğu, dünya
tarihine geçen tek bir üsteğmenimizin olduğunu, Üst teğmen Kara Fatma'nın
700 erkek, 43 kadından oluşan bir müfrezenin reisliğine bizzat Atatürk
tarafından atanmış olduğunu,
 
                                                                                                      
 
Bir röportajda Birleşmiş Milletlere üye olmayı düşünüyor musunuz?" diye
sorulduğunda "Şartlarımızı koyarız, kabullerine bağlı. Biz müracaat etmeyiz
üye olmak için, davet gelirse düşünürüz" dediğini ve bunun üzerine BM
yasasının değiştirildiğini ve üyeliğe davet edilen ilk ülkenin Türkiye
Cumhuriyeti olduğunu,
 
1938'de, General McArthur'un en zor, en problemli, en buhranlı döneminde,
danışman, senatör ve bakanlarından oluşan yüz yirmiden fazla kişiye; "Şu
anda hiçbirinizi değil, büyük istidadı ile Mustafa Kemal'i görmek için
neler
vermezdim" dediğini,
 
 
 
*1996'da Haiti Cumhurbaşkanının vasiyetinde, mezar taşına yazılmasını
istediği metinde; "Bütün ömrüm boyunca Türkiye'nin lideri Mustafa Kemal
Atatürk'ü anlamış ve uygulamış olmaktan dolayı mutlu öldüm" yazdığını,
 
1938'de Ata`nın ölümünde Tahran gazetesinde yayınlanan bir şiirde;
"Allah bir ülkeye yardım etmek isterse onun elinden tutmak isterse başına
Mustafa Kemal gibi lider getirir" denildiğini,
 
 
 
2000'de ABD Başkanı'nın milenyum mesajında; '' Milenyumun hiç şüphe yoktur
ki tek devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk'tür. Çünkü o yılın değil asrın
lideri olabilmeyi başarmış tek liderdir" denildiğini,
 
*2005'de Amerika'nın en ünlü ekonomistlerinden birisi olan Mr. Johns`un
önerisinin "Türkiye ekonomiyle savaşta bir tek Atatürk'ü örnek alsın yeter"
olduğunu,
 
BİLİYOR MUYDUNUZ ?
 
 
alıntıdır.
Not: Fotoğraflar çok güzel  teşekkür ederim böyle bir slaytı hazırladığınız için...
    ilkan kavlak

Tarih: 12:01, 18/5/2006 Kategori: FULL-PAPER

FOTOVOLTAİK PİLLER VE  FOTOVOLTAİK PİLLERİN TARIMSAL SULAMADA  KULLANILMASI

 

 

 

İlkan Kavlak* , Dr. Halil Güngör

 

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Ziraat Mühendisliği Fakültesi Bağlar kampusu Eskişehir

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü 26480 Meşelik kampusu  Eskişehir

ilkankavlak@gmail.com 

 

 

 

 

ÖZET

 

Endüstrinin hızlı bir şekilde gelişmesiyle günümüzde temiz enerji kaynakları ve bu kaynakların kullanımı son derece önem kazanmıştır çünkü fosil yakıtlarının kullanımı doğadaki karbon oranını değiştirmekte olup asit yağmurlarına neden olmaktadır ayrıca fosil yakıtların rezervleri azaldığı için ülkeler arasında savaşlara varan çeşitli problemler çıkmaktadır. Bugünlerde bilim çevreleri petrole ve diğer fosil yakıtlarına yeni birer alternatif üretme ve bu alternatifleri sağlıklı bir şekilde kullanabilme gayreti içerisindelerdir. Ülkemiz geniş tarım alanlarına sahiptir ve tarım alanlarında mazotlu pompalar ile sulama işlemi yapılmaktadır. Halbuki fotovoltaik pillerle bir su pompalama sistemi uygulanıyor olsa daha temiz ve daha ekonomik yollar ile sulama işlemi yapılabilir işte bizde bu derleme çalışmasında fotovoltaik pillerden enerji üretilmesi ve bu elde edilen enerjiyle bir su pompasının çalıştırılmasını açıklayacağız.

 

 

Anahtar Kelimeler:  temiz enerji;su;fotovoltaik;tarım

 

 

GİRİŞ

 

Dünyadaki petrol rezervlerinin hızlı bir şekilde azalmasıyla ve dünyadaki enerjiye olan talebin artmasıyla dünya yeni arayışlar içine girmektedir ve bu yeni arayışlar içerisinde yenilenebilir enerji kaynakları ilk başta göze çarpmaktadır. Çünkü fosil yakıtlarının çevreye verdiği zararlar, doğal dengeyi her geçen gün daha fazla bozmaktadır. Artık yeni arayışlar içinde doğaya verilecek zararın en aza indirilmesi dikkate alınmaktadır. Türkiye'yi ele alacak olursak enerjide dışa bağımlı bir durumdadır. Bu enerji ihtiyacını karşılayabilmek için komşu ülkelere emeklerimiz ödenmektedir. Bir ülkenin gelişmesi konusunda önüne konulabilecek en büyük engel ise enerji gibi bir toplumsal gereksinimde bir başka ülkeye muhtaç olmasıdır. Bu muhtaçlık bazen öyle bir durum arz eder ki ; o ülkeyi siyasi olarak aciz bir duruma düşürebilir, işte bu tam bir prestij kaybıdır. Ne yazık ki son doğalgaz krizinde önce Rusya’ya karşı sonra İran'a karşı aciz bir durumda kaldık işte bu acizliğin nedeni bugün ve bugüne kadar gelen hükümetlerin yanlış enerji politikalarıdır. Bu duruma karşı sessiz kalmak yerine yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının yaygınlaştırılması konusunda çeşitli teşviklerde bulunulması, maliyetlerin azaltılması, güneş sistemlerinden alınan vergilerin azaltılması gibi tedbirlerle insanları yenilenebilir enerji kaynaklarına yönlendirebiliriz. Bunu yapmak şu anda zor değildir ama bizim insanlarımızdaki boşverci tutum her geçen gün daha fakirleşmemize neden olmaktadır. Çünkü şu anda diplomatik gücü elinde bulunduran ülkelerin en büyük sorunu enerjidir ve bu ihtiyacı karşılayabilmek ve enerji ihracatını tekelinde toplamak için kaynak sahibi ülkelere karşı özgürlük ve insan hakları gibi basit gerekçelerin arkasına sığınarak o ülkelerde iktidar sahibi yaptıkları palyaçolar ile saldırmaktadır. Bu bir tecavüzdür fakat tüm dünya bu tecavüze sessiz kalmaktadır ve olayı izlemektedir. Ne yazık ki bu olay esnasında tecavüze yataklık edilmektir. Enerjide bulunduğumuz dışa bağımlılık yüzünden ülkemizin çiftçileri de etkilenmektedir. Ülkemizdeki ekili topraklarının  1/3 ünde  DSİ tarafında sulama yapılmaktadır. Geri kalan alanda ise pompalar kullanılarak toprağın altından su çekilmektedir. Bu işlem sırasında mazotlu pompalar kullanılmaktadır. Bu sistemlerin maliyetleri çok yüksek olmamakla beraber düzenli bakım istemektedirler. Ve mazota bağımlı olarak görev yapmaktadır. Fakat tarımsal sulamada fotovoltaik pil destekli su pompaları kullanılır ise bu pompaların kuruluş maliyetleri yüksek olmakla beraber düzenli bakım gerektirmemektedir. Sonuç olarak kendi masrafını çıkartabilmektedir. Elektrik İşleri Etüt idaresi  tarafından bu sistem analiz edilmiş ve ekonomik olarak daha uygun olduğu tespit edilmiştir fakat uygulama ülke genelinde yaygınlaştırılamamıştır.

 

2- TEMİZ VE YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARININ AVANTAJLARI

  • Temiz olmaları
    1. hava kirliliğini azaltmaları
    1. su kirliliğini azaltmaları
    1. toprak erozyonunun azalması
  • yenilenebilir olmaları
  • yerli olmaları
  • ekonomik olmaları
    1. dış (toplumsal maliyetlerinin ) az olması
    1. yakıt maliyetlerinin az olması
    1. güvenlik maliyetlerinin az olması
    1. işletme maliyetlerinin az olması
    1. atıkların yok edilme maliyetlerinin az olması
    1. ekonomik ömür sonu sökülme maliyetlerinin az olması
  • iş alanlarının fazla olması
  • enerji sektöründe dışa bağımlılığı azaltacak olması
  • çağdaş olması
  • doğaya ve gelecek nesillere saygılı olması
  • toplumsal ve ekonomik yapıyı desteklemesi
  • yakıt tekellerinin kırılmasını sağlayacak olması

Temiz enerji kaynaklarının tüm bu olumlu etkisi sayesinde doğrudan(fosil yakıtlarının sağlıksal etkilerinin azalmasıyla ) ve dolaylı yönle (ülkenin enerji ihtiyacını karşılamak için dışarıya para aktarımını azaltması) yolu ile ülkede ekonomik bir kalkınma gözlemlenmesi gerekmektedir. Fakat bu gelişmeler sürekli birileri tarafından engellenmektedir. Gelişmekte olan ülkeler adeta fosil yakıtlarının kucağına atılıyordur. Enerjinin birim fiyatının artması ile ürünlerin fiyatı artmakta ve ülkedeki üretim yetersiz yapılmaktadır sonuçta ise yabancı malların ülkeye gümrük birliği ile düşük vergilerle ve daha ucuz bir şekilde girmesiyle yerli girişimciyi zor durumda bırakmaktadır ne yazık ki son durumda kapitülasyonu kayıtsız olarak kabul etmiş bulunmaktayız.

 

 

 

 

 

3- GÜNEŞTEN DOĞRUDAN ELEKTRİK ELDESİ

 

Güneşten doğrudan elektrik enerjisi iki yolla elde edilir

  • termik düzenekler
  • fotovoltaik düzenekler

3.1 TERMİK DÜZENEKLERLE GÜNEŞTEN ELEKTRİK ELDE EDİLMESİ

 

Bu yöntemle elektrik tıpkı Archimedes'in Roma gemilerini yakmasında kullandığı sisteme benzeyen bir sistemdir. Çok geniş bir alana yayılmış iç bükey yüzeylerle bir noktaya odaklanmış güneş ışığından elde edilen çok büyük ısıyı kullanan termik düzeneklerin ısıttığı akışkan buharı ile dönen jenaratörlerle elde edilmektedir. Gerek termik gerek fotovoltaik düzenekler aynı miktarda elektrik enerjisi elde eden büyük hidroelektrik santralarının kapladığı alanlardan 40 kat daha fazla yer kaplarlar. Termik güneş enerjisi santrallerinde güneş olmadığı zamanlar üretim yapılması için doğalgaz ve hidroelektrik santralleri ile bileşik tesisler yapılmıştır. ABD de Kaliforniya’daki Mojave çölündeki santral bu santrallere bir örnektir. Ülkemiz bu yönde uygun olmakla beraber böyle bir çalışma henüz yapılmamıştır.

3.2 FOTOVOLTAİK DÜZENEKLE ELEKTRİK ELDE EDİLMESİ

Fotovoltaik etki ilkesine göre üzerine ışık düşen malzemelerde elektron hareketi olayı gözlemlenir. Bu yapılara güneş pilleri denilmektedir ve yarı iletken malzemelerden bu yarı iletken malzemeler iki yapıdan oluşmaktadır. Yarıiletkenlerden yapılmış ince tabakalardan oluşan düz kristallerin, içinden ışık geçirildiğinde alt ve üst tabak arasında bir elektrik alan oluşur böylece iletim sağlanır böyle yapılara PV panelleri denilir.

Güneş pillerinin enerji sorununu tamamen çözeceğini söylememiz bugünlerde ütopyadır fakat bu sistemin sessiz ve temiz bir elektrik üreticisi olduğu gerçeğini değiştirmez.

Ülkemizde telekom istasyonlarında,deniz fenerlerinde,otoyol ışıklandırılmasında,yangın gözetleme istasyonlarında kullanılmaktadır. Petrol kaynaklarını yöneten amerikan firmalarını finanse eden İsrail de ise güneş enerjisi hastanelerde,endüstriyel alanlarda ve 27 metreyi geçen binalarda güneş enerjisi ile elektrik üretimi zorunludur. Bunlara ilaveten Yunanistan, Japonya,Almanya,İsrail gibi bir çok ülkede güneş enerjisi önemli vergilerle ve yatırım teşvikleri ile desteklenmektedir .

 

4- GÜNEŞ ENERJİSİNDEN YARARLANILAN SİSTEMLER

4.1 ISIL UYGULAMALAR

Bu uygulama çeşidi üçe ayrılmaktadır.

  • Düşük sıcaklık uygulamaları
  • Orta sıcaklık uygulamaları
  • Yüksek sıcaklık uygulamaları

4.1.1 DÜŞÜK SICAKLIK UYGULAMALARI

 

Bu uygulamalarda daha ziyade düz toplayıcılar kullanılır. Bu uygulamalardan bazıları

  • Konutların sıcak su temini
  • Konut ısıtması
  • Sera ısıtılması
  • Tarım ürünlerinin kurutulması
  • Yüzme havuzu ısıtılması
  • Güneş ocakları ve güneş fırınları
  • Arı su elde edilmesi
  • tuz üretilmesi
  • güneş pompaları

bu uygulamada güneş ışınımı bir düz toplayıcı ile bir akışkana (su, hava, halojenli hidrokarbona) gönderilir. Ve sıcaklığı artan akışkan depolanır yada sisteme dahil edilir.

4.1.2 ORTA SICAKLIK UYGULAMALARI


Bu uygulamada güneş ışınımı yansıtılarak veya kırılarak bir noktaya veya eksene yoğunlaştırdığı odaklı toplayıcılar kullanılır. Sanayi için gerekli sıcak su veya buharın temini,büyük soğutma ve ısıtma sistemleri, odaklı toplayıcıların uygulama alanlarından bazılarıdır. Genellikle güneşi takip eden mekanizmalara ihtiyaç duyulur.

 

4.1.3 YÜKSEK SICAKLIK UYGULAMALARI

 

Güneş ışınımından yararlanılarak 300C nin üzerindeki yüksek sıcaklık elde edilen sistemlerde Heliostat adı verilen geniş bir alana gelen ışınımını, güneşi izleyerek bir noktadan odaklayan sistemler kullanılır. Fransa ve ABD de güneş fırınlarının sıcaklıkları 3500 C ye kadar çıkabilmektedir. Ve bu fırınlarda metallerin eritilmesi yada kesilmesi kalıplanması yapılmaktadır.  Yüksek sıcaklıklarda buharla elektrik üreten bir güneşsel bir güç sistemi de mevcuttur ve konu hakkında çalışmalar yapılmaktadır.  

 

5- TARIMSAL SULAMADA FOTOVOLTAIK PILLERIN KULLANIMI

 

 

Şekilde görüldüğü gibi fotovoltaik pillerde üretilen elektrik akımı bir güç kontrol cihazına oradan da pompaya ulaşmaktadır pompa tarafından su, su deposuna oradan da tarımsal sulama için tarlalara taşınmaktadır.

Türkiye'de 8,5 milyon hektar ekili alandır ve ekili alanların sadece 1/3 ne DSİ tarafında su getirilmiştir geri kalan alanda çiftçiler petrol ile çalışan su pompaları ile tarlalara su getirmektedir. Mazotlu pompalar düzenli bakım istemektedir ve enerji kaynağı olarak mazot kullanmaktadır. Fakat güneş enerjisi ile çalışan su pompalarında enerji kaynağı güneştir ve hiçbir bakım gerektirmemektedir. Ve bu sistemlerin her yerde kullanılması mümkündür. Güneş pilli pompa sistemleri ile petrol tabanlı su pompalarını karşılaştıracak olursak

Güneş pili su kaynaklarının üstünlükleri

  1. Güneş Enerjisinden %25 gibi yüksek bir verimle enerji dönüşümü yapmaktadır.
  2. Sınırsız çalışma ömrüne sahiptir.
  3. Üretimi kolaydır
  4. çıkış gücü/ağırlık oranı yüksektir
  5. temiz bir enerji kaynağıdır
  6. Tehlikesizdir.

Dezavantajları

  1. Pahalıdır
  2. Depo elemanına ihtiyaç duyar (özellikle kapalı havalarda ve geceleri)
  3. Çok fazla güneş alan bölgelerde ısı yüzünden verim düşer
  4. Çok fazla yer kaplarlar

Fakat güneş dünyadaki tek bedava kaynaktır.

Güneş enerjisi ile tarımsal sulama yapacak olursak bunun için üç önemli faktörü dikkate almalıyız

  1. Suyun pompalanacağı yükseklik
  2. Günlük su ihtiyacı
  3. Bölgede güneşlenme süresi

 

 

Maglev

Tarih: 23:58, 17/5/2006 Kategori: FULL-PAPER

HERŞEY MIKNATISLARDA GİZLİ

 

 

İlkan Kavlak* ,  Kıvılcım Beriat, Emine Ergovan , Yrd.Doç.Dr.Ömer Özbaş

 

Eskişehir Osmangazi Üniversite Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü Meşelik kampusü 26020 Eskişehir.

 

ÖZET

Bu çalışmada; “Maglev” (Magnetic Levitation - Magnetik Kaldırma) Trenlerinin yapısı ve çalışma prensipleri incelendi. Günümüzde kullanılmakta olan hızlı trenlerle, Maglev’ lerin özellikleri karşılaştırıldı. Maglev trenlerinin daha da geliştirilmesiyle oluşacak teknoloji,  geleceğimizi nasıl etkiler, konusu üzerinde çalışıldı.

 

Anahtar Kelimeler:    maglev,meissner,hızlı tren,levitasyon, TGV,

 

   1 Giriş

Çağımızdaki en büyük problem enerji ve zamandır hızla küreselleşen dünyada şirketler uluslararası hale gelmiş ve küçük sermaye ile belirli bir bölgede kurulan şirketler kapanarak yerlerini büyük holdinglere bırakmıştır. Durum böyle olunca şirketler yan kuruluşlarını ve şubelerini denetleme ihtiyacı duymuşlardır. Bu yüzden şirketler represantlarını teftiş için birbirinden uzak bölgelere gönderme ihtiyacı duymaktalardır. Buda zaman kaybına neden olmakta ve çalışanların göreve konsantrasyonunda azalmalara yol açmıştır. Dünya küreselleştikçe ülkeler arasındaki sınırlar kalkmış ve insanlar toplu taşıma vasıtaları ile bir yerden bir yere gitmeye başlamıştır. Böyle bir trafik başlangıçta rekabeti oluşturmuş ve trenler yerlerini yavaş yavaş hızlı trenlere, hızlı trenlerde bırakmıştır. Fakat burada önemli olan husus bir yerden bir yere hızlı bir şekilde değil güvenli bir şekilde gitmektir. Maalesef Türkiye ilk hızlı tren denemesinden rayların alt yapılarının yetersiz olması nedeniyle başarısız ayrılmış ve ne yazık ki bunun faturası demir yollarına çıkarılmıştır. Ama aslında toplu taşıma araçlarından en güvenli olan vasıtalar trenlerdir fakat bu vasıtaların rayları güvenli olması açısından sürekli kontrol edilmeli ve belirli bölgelerde hız sınırlandırılmaları uygulanmalıdır.

Standart trenler günümüzde Türkiye’de iki çeşitlidir birincisi elektrikle çalışan çelik ray trenleridir bu tren hattı çok yaygın olmamakla birlikte özellikle İstanbul-Ankara hattı üzerinde faaliyettedir. Diğer bir türde Mazotlu çelik ray trenleridir bu trenler yaygın olarak kullanılmaktadır. Şimdi de inşaatı süren hızlı tren ray projesi vardır. Öncelikle hızlı tren ray projesi Ankara-İstanbul arasına inşa edilecek ve farklı bir demir yolu üzerinde hareket sağlanılacaktır. Ne yazık ki ülkemizdeki standart trenlerin yol aldığı raylar cumhuriyet döneminden beri kullanılan raylardır. Bu standart trenler 90–100 km/saat lik bir hızla hareket ederken hızlı trenlerin 150–200 km/saat hızla hareket edenleri mevcuttur. Hızlı trenler ortalama olarak süreyi yarıya indirmekle beraber toplu taşımada hava yolları ile mücadele edememektedir. Hava yolları günümüzde kullanılan en hızlı ulaşım araçlarıdır fakat uçak yakıtlarının pahalı olması ve her şehrimiz hava alanı yapımına müsait olmadığından dolayı trenlere nazaran oldukça pahalıdır. Son zamanlarda havayolu şirketleri arasındaki rekabetten dolayı bilet fiyatları düşse de standart trenlere göre yine ücretleri iki ya da üç kat kadar daha pahalıdır. Bu durumda standart trenler ve hava yolları ile rekabet edebilecek yeni bir kardeşin doğması gerekmektedir. Bu sistem magnetik levitasyon trenleridir ve üstüniletkenliğin mühendislik uygulamasında başka bir şey değildir. Bu yapı kullanılırken çelik raylar yerine üstüniletken mıknatıslar kullanılmaktadır ve Japonya’da şu anda denemeleri sürmektedir.

Bu trenlerin gelecekte standart trenlerin yerini alması öngörülmektedir ve hala denemeleri sürdürülmektedir.

 

 

2.1 MEISSNER OLAYI VE LEVITASYON

Üstüniletkenlerin magnetik özellikleri  de elektrik özellikleri gibi alışılmadıktır. Madde üstüniletken hale dönüşürken  içerisindeki atomların magnetik momentleri birbirlerini sıfırlar ve sadece yüzeydeki  atomların magnetik momentleri korunur. Sonuçta  üstüniletken maddede yüzey akımı oluşur. Normal durumda üstüniletken magnetik maddeler değillerdir. Bu yüzden magnetik alana konurlarsa magnetik alan difüz edebilir ve alan çizgileri kesilmeksizin içlerinden geçer fakat magnetik alanda iken kritik sıcaklığın altındaki sıcaklıklara kadar soğutulursa uygulanan magnetik alana karşı bu maddeler manyetize hale gelir ve magnetik indüksiyon çizgileri dışarı itilir. Yani metalin normal sıcaklığı kritik sıcaklığın üstündeyse içersinden magnetik alan geçen madde kritik sıcaklığın altın indiğinde magnetik alanı dışarı atar bu olay meissner olayı olarak bilinir. Üstüniletken maddeler ideal bir diyamagnet gibi davranırken her diyamagnet madde üstüniletken değildir. Üstüniletken bir maddeyi magnetik alan olmayan bir bölgeye koyup yanına bir mıknatıs getirelim. Başlangıçta üstüniletken içinde  B magnetik alan sıfır olduğuna göre B yine sıfır olmalıdır. Bunun sağlanacağını görmek kolaydır. Faraday yasasına göre yaklaşan mıknatıs üstüniletken içinde akımlar oluşturur ve bu akımların yol açtığı magnetik alan mıknatısın magnetik alanını sıfırlayacak büyüklükte ve yönde olur ve mıknatısı havada tutar. Üstüniletkenin direnci olmadığından akımlar hiç azalmaz ve mıknatıs sürekli havada durur.  Yani meşhur havada kalma deneyi böyle  açıklanır.  

3 MAGLEV TRENLERİ

Yüksek hız demiryolu sistemleri iki ana grup altında toplanabilir: Maglev’li (magnetik levitasyonlu) sistemler ve çelik tekerlekli-çelik raylı sistemler. Bunlardan çelik tekerlek-çelik ray sistemleri de yüksek hız için geliştirilmiş trenler ve yalpalı (tilted) trenler olarak iki sınıfa ayrılabilir.
Maglev sisteminde, yol boyunca sıralanan bobinlere değiştirilebilen frekansta alternatif akım verilir. Bu sayede, araçtaki mıknatısların kilitlendiği bir magnetik dalga oluşturulur. Trenin hızı ise, bobinlerdeki akım frekansına bağlıdır. Bu ilke etrafında iki farklı sistem geliştirilmiştir. Bunlardan birincisi ve Japonlar’ın geliştirmekte olduğu “itme modlu elektrodinamik” sistemde, trendeki üstüniletken mıknatıslar kullanılır. Bobinlerde etkileşim sonucu oluşan magnetik yastık, treni yaklaşık 15 cm havaya kaldırır. Trendeki üstüniletkenlik mıknatıslar, bobinlerin yol boyunca oluşturdukları magnetik dalganın çekme ve itme kuvvetlerinin etkisiyle hareket eder. Aracın yolu ortalaması da bu itme-çekme kuvvetlerinin yardımıyla olur. Eğer araç, yolun bir tarafına doğru kayarsa, yakınlaştığı kenardaki bobinde itme kuvveti, uzaklaştığı kenardaki bobinde de çekme kuvveti oluşur. Diğer sistem ise Almanya’da geliştirilen “çekme modlu elektromagnetik” sistemdir. Bu sistemde araçta üstüniletken olmayan demir çekirdekli mıknatıslar bulunur. Bu mıknatıslar yolun altından tutturulmuş ferromagnetik mıknatıslarca yukarı doğru çekilir. Oluşan magnetik yastık sayesinde trenle yol arasında yaklaşık 1,5 cm ‘lik bir açıklık ortaya çıkar.

Şekil 3.1 maglev trenlerinde farklı iki sistem Kaynak: Scientific American, Eylül 1995

 Maglev trenleri dünyanın hiçbir yerinde henüz ticari amaçlı işletime geçmemiştir. Ama maglev trenleri ile yapılan deneme sürüşlerinde daha şimdiden 517 km/saat’lik bir hıza ulaşılması bu trenleri cazip kılarken, tamamen farklı ve çok pahalı yepyeni bir sisteme gereksinim duyulması caydırıcı bir etken olmaktadır. Çelik tekerlek-çelik ray grubunun ilk ayağını oluşturan ve yüksek hız için geliştirilmiş trenler, 350 km/saat’e kadar hız yapabilmekte ve güç kaynağı olarak elektrikten yararlanmaktadır. Şu anda işletilmekte olan Fransız TGV’leri, Japon Şinkansen trenleri ve Alman ICE yüksek hız trenleri bu grupta yer alır. Bu sistem her ne kadar yüksek potansiyele sahipse de, bu kadar yüksek hıza uygun yeni yolların yapımını gerektirdiği için pahalıdır. Avrupa’da demiryolu taşımacılığının pazar payı hiç azımsanmayacak sayılara ulaşırken Türkiye’nin bu yarışın dışında kalması çok büyük bir kayıptır. 21. yüzyılın taşımacılığında demiryollarının başı çekeceği düşünülürken Türkiye treni kaçırmamalı ve bir an önce harekete geçmelidir.

4. MAGLEV TRENLERİ İLE ÖZEL ÜRETİMLİ ÇELİK RAY HIZLI TRENLERİN KARŞILAŞTIRILMASI

ÇELİK TEKERLEK - ÇELİK RAY

MAGLEV

Yakın gelecek için hız saatte 330 kilometre olarak planlanmıştır.

Ticari hizmetlerde hız 400 km/saat olarak düşünülmektedir.

Yüksek hız için yeni hatlar ve yol kullanım hakları gerekmektedir; yerleşim alanlarında daha düşük hızlarda mevcut hatlar kullanılabildiğinden inşaat maliyetleri daha düşüktür.

Tümüyle yeni altyapı gerekmektedir; inşaat maliyetleri daha yüksektir; bakım maliyetleri daha düşük olabilir.

260 km/saat hızda gürültü düzeyi hattan 25 metre mesafede 85-90 desibele ulaşmaktadır.

Gürültü aynı mesafede diğer yüksek-hız trenlerinde olduğundan daha az ya da aynıdır; sürtünme olmadığı için düşük hızlarda daha sessizdir.

31 yıldır gelir getiren bir geçmişe sahiptir.

İşletimde olan ticari hat mevcut değildir.

Yolcu-kilometre olarak enerji kullanımı maglev'in en yüksek hızındakiyle aynıdır.

Genel olarak az enerji kullanılmaktadır.

 

Diğer yüksek-hız trenlerinden daha hızlı ivme kazanmaktadır; daha dik yerlere tırmanabilmektedir.

TABLO 4.1 karşılaştırma
Kaynak:
Office of Technology Assessment, U.S. Congress

Sıralama

ülkeler

Kalkış istasyonu

Varış istasyonu

Mesafe  (km)

hız (km/saat)

1

Japonya

Kokura

Hiroshima

192.0

261.8

2

Fransa

Valence TGV

Avignon TGV

129.7

259.4

3

Dış hatlar

Brussels Midi

Valence TGV

831.3

242.1

4

Almanya

Frankfurt Flughafen

Siegburg/Bonn

143.3

232.4

5

İspanya

Madrid Atocha

Sevilla

470.5

209.1

6

İsviçre

Alvesta

Hassleholm

98.0

178.2

7

İngiltere

York

Darlington

71.0

177.5

8

İtalya

Roma Termini

Firenze SMN

261.0

166.6

9

Amerika

Wilmington

Baltimore

110.1

165.1

10

Finlandiya

Salo

Karjaa

53.1

151.7

11

Çin

Shenzhen

Guangzhou Dong

139.0

151.6

Tablo 4.2 yolcuların kullanımında olan en hızlı tren hatları : (2003)

Türkiyedeki son hızlı tren projesini düşünecek olursak,

şekil 4.1 Türkiye’ de uygulamaya girmesi beklenilen hızlı tren projesi. (Ankara- İstanbul) hattı

şekil 4.2 Ankara Konya Hızlı tren hattı

Hızlı Trenlerin Avantajları 

·  Hızlı Tren ile uçak yolculuğuna göre daha çabuk ulaşım sağlanabilir. Tren istasyonlarının şehiriçinde yer almaları nedeniyle erişim daha kolaydır.

·  Hızlı Tren'lerde gecikme ve ertelemeler çok nadir görülmektedir. Hava olayları aşırı etki göstermediği sürece trenler için bir gecikmeye neden olmamaktadır. Örneğin Japonyada, Hızlı Tren seferlerinde ortalama gecikme 24 saniyedir!

·  Hızlı Tren'ler diğer ulaşım araçlarına göre çok daha güvenlidir.

·  Hızlı Tren'ler elektrik enerjisi ile çalışırlar, bu nedenle çevreye zarar vermedikleri gibi sessiz çalışarak gürültü kirliliği de üretmezle

Türkiyedeki hızlı Tren Projesi

 İspanya'da yerleşik CAF firmasından temin edilecek hızlı tren setleri saatte 250 km hıza sahip. Bir set, 419 yolcu kapasiteli ve 6 vagondan oluşuyor.

Yolcu güvenliği ve konforu açısından her türlü donanıma sahip olan hızlı tren setlerinde;

  • Hızı saatte 250 km/saat
  • 419 yolcu kapasiteli 6 vagon
  • Klima
  • Video
  • TV ve müzik yayın sistemi
  • Engelliler için donanım
  • Kapalı devre görüntü kayıt sistemi
  • ELEKTRON DİFRAKSİYONU:

    TEORİK BİLGİ:

    DİFRAKSİYON:

    Işığın difraksiyon olayını izah edebilmek için dalga teorisinin kullanılması gereklidir. Paralel bir ışık demetine tekabül eden bir düzlem dalgalar serisi Bir deliğe rastlarsa deliğin öbür tarafında dalga yüzeyi aşağıdaki şekilde olduğu gibi eğilir. Eğer fant daha daraltılırsa olayı gözlemlemek daha kolaylaşır ve demet etrafa yayılır. Dalga boyu l olan bir ışık ışını genişliği d olan bir yarıktan geçerken kırınıma uğrarlar ve eksen üzerinde bir kırınım demeti elde edilir. Ve bu düzenekte

    dsinq=nl...................................................................(A)

    bağıntısı geçerlidir.

    burada n=0,1,2,3,.... gibi karanlık çizgilerin merkez çizgiye göre kaçıncı mertebeden olduğunu belirten katsayıdır. Kırınım oluşabilmesi için l büyük veya eşit d olmalıdır d yarığın genişliğidir. Bu olay ışığın tanecik karakteri ile uyuşmaktadır.

    De Broglie Hipotezi ve Yorumu

    Kuantum teorisinin gelişmesinde de Broglie önemli bir rol oynamıştır. 1924 yılında Fransız fizikçisi De Broglie nin ortaya attığı teori iki yönlü olarak ifade edilebilir.

    ^      Momentumu p olan her hareketliye

    l=h/p...................................................................(B)

    ile belirli bir dalga eşlik eder hipotezin bu kısmı parçacık mekaniğinden dalga mekaniğine geçişi temsil eder.

    ^      Dalga boyu l olan her dalga hareketine momentumu

    ^      P=h/l ..........................................................    ©

    Olan belirli bir parçacık eşlik eder bu ifade dalga mekaniğini parçacık mekaniğine bağlamaktadır.

              DE BROGLİE NİN YORUMU:

                De Broglie hipotezi fiziğe üçüncü bir dalga kavramı getirmektedir. Bilindiği gibi klasik fizikteki dalgalar elektromagnetik dalgalar ve mekanik dalgalar olmak üzere iki ana grupta toplanırlar. Elektromagnetik dalgalar kozmik,g, mor ötesi ,görünür bölge, kızıl ötesi, mikrodalga TV,radyo dalgalarından oluşur. Bunların elektrik ve magnetik alan vektör bileşenleri vardır. De broglie dalgaları ise karakter olarak her iki dalga türünden de farklı üçüncü bir dalga grubu oluşturmaktadır. Bu dalga türünde ileride Schröndinger dalgası, madde dalgası gibi adlar verilecektir. Şimdiden bu dalgaların birbirinden farkını yakalamakta fayda vardır. De broglie dalgaları bir olasılık dalgasıdır. Yani parçacığın belirli bir t anında x konumunda bulunma olasılığını verir. Bu tür dalgalar y(x,t)  foksiyonu ile gösterilir.

     

     

     

     

     

    PARÇACIKLARIN KIRINIMI ELEKTRON DİFRAKSİYONU:

    İlk defa C Davissson  ve L.H. Germer ve Thompson 1927 yılında elektronları hızlandırıp ince bir filmden geçirerek filmin arkasında kırınım demeti elde ettiler. Elektron proton gibi yüklü parçacıklar kolaylıkla hızlandırılabildikleri için bunlarla kırınım deneyi yapmak mümkündür. Bu deneyde elektronlar rölavisitik olmayacak şekilde hızlanırlar Flaman ve elektron arasında hızlanan elektronlar için, hız

    V=Ö2eV/m.............................................................(D)

    Olarak belirlidir. Buradan de broglie hipotezine göre bu elektronlara eşlik eden dalganın dalga boyu

    l=h/p =h/mV

    l=h/(mÖ2eV/m)

    l=h/Ö2meV...........................................................(E)

    ile belirlidir.

    Bu tartışmalardan göründüğü gibi parçacıklar hızlandırıldıkları zaman dalga karakteri kazanırlar adeta ışıkta olduğu gibi maddesel parçacıklarda yeterince hızlandırıldıklarında dualite özelliği göstermektedir.

    FLORESANS:

    Uyarılmış elektron durumdaki bir elektron değişik yollarla enerji kaybedip taban durumuna dönebilir. Tabi ki molekül, sadece soğurulan fotonun frekansında bir foton yayınlayarak taban durumuna tek bir adımda da dönebilir. Bir diğer olasılık floresanstır. Burada molekül titreşim enerjisini bir kısmını diğer moleküllerle çarpışmada yitirir. Ve aşağıya doğru ışınımlı geçiş üstteki elektronik durumu daha düşük bir titreşim düzeyinde başlar. Dolayısıyla floresans ışınımın soğurulan ışınımdan daha düşük frekanstadır.

                Morötesi ışık ile uyarılan floresansın örneğin mineral ve biyokimyasal bileşiklerin tanıması gibi pek çok uygulama alanı vardır. Bir floresans lambasında cıva buharı ile argon gibi bir asal gazın bir cam tüp içerisindeki karışımı içerisinden bir elektrik akımı geçirildiğinde morötesi ışınım verir. Tüpün iç yüzü genelde fosfor adı verilen ve mor ötesi ışınımla uyarıldığında görünür bir ışık yayımlayan bir floresans madde ile kaplanmıştır. Bu sürecin verimi bir flamenti sıradan ampullerde olduğu gibi akkor haline gelinceye kadar ısıtacak bir akım kullanmaya göre çok yüksektir. Molekül tayflarında toplam spinleri farklı elektron durumları arasındaki ışınımlı geçişler yasaklanmıştır. Ve üçlü bir durumdan tekli bir duruma geçiş yasaklanmıştır. Bunu gerçekte anlamı olanaksızlığı değil fakat gerçekte anlamı, olanaksızlığı değil fakat gerçekleşme olasılığının çok düşük olmasıdır. Dolayısıyla böyle geçişlerin yarı ömürleri uzun olup floresans ışınımın yayınlanması, ilk soğurmadan dakikalar sonra ve hatta saatler sonra bile gerçekleşebilir.

    GAZLARDA  ELEKTRİK BOŞALMASI VE KATOT IŞINLARI

    1709 da Hauksbee, bir cam kabın içindeki havanın kabın basıncının normal basıncın 1/60 ininceye kadar dışarı atılmasını ve kabın sürtünmesel bir elektrik kaynağına bağlanması halinde kabın içinde acayip bir ışığın oluşabildiğini gözlemlemişti. Barometrelerdeki civanın üzerinde yer alan yarı boşlukta da benzer ışık parlamalarının oluştuğuna da dikkat çekmişti 1748 de Watson havası boşaltılmış yaklaşık 80 santimetrelik  bir tüpün içindeki ışığı parlak bir alev arkı olarak betimlemişti başka gözlemlerde de Abbé Nollet tarafından Gottfried Heinrich Grummont(1719-1776) tarafında ve Michael Faraday tarafından da yapılmıştı.

                Bu ışığın doğası başlangıçta anlaşılamadı; fakat bugün biliyoruz ki bu ışık ikincil bir olaydır, elektrik akımı bir gazın içinden geçerken, elektronlar gaz atomlarına çarparak enerjilerinin bir kısmını onlara verirler; ardından bu enerji ışık olarak tekrar salınır. Günümüzde florasan lambaları ve neon ışıkları aynı ilkeye dayanır. Renkleri de kullanılan gazın atomlarının öncelikli olarak saldıkları ışığın rengidir. Neon portakal rengi helyum pembemsi beyaz cıva yeşilimsi mavi gibi...

                1858-1859 yıllarında Bonn Üniversitesi Doğa Felsefesi profesörü Julies Plücker tarafından düşük basınçlı gazlarda elektrik iletimi üzerine yapılan bir dizi deney yapıldı. Bir cam tüpün içerisindeki metal levhalar tellerle güçlü bir elektrik kaynağına bağladılar. Tüpün içerisindeki hava neredeyse tamamen boşaltıldığında, tüpün büyük bir bölümü boyunca ışık yok oluyor fakat katot yakınlarında cam tüpün üzerinde yeşilimsi bir parıltı ortaya çıkıyordu parıltının konumu anotun yerleştirildiği yere bağlı gözükmüyordu. Goldstein bu olayın adını katot ışınları olarak koydu ve bu olayın bir elektron akışından başka bir şey olmadığını ortaya koydu.bu olayda elektriksel itme ile elektronlar fırlatılıyorlardı neredeyse boş olan bir tüpün içerisinde sürükleniyorlardı cama çarpıp cam atomlarına enerji veriyorlardı ve bu enerji görünür ışık olarak tekrar salınıyordu. Bu olay üzerine çok önemli bir ayrıntıda katot ışınları katotun yapıldığı malzemeye bağlı değildir. ( 1870 Goldstein)



{ } { Sonraki Sayfa }