Genç bir fizikçi...


Kelebekler kanat çırparken oluşturacakları fırtınadan acaba haberdalar mı ?

Ana Sayfa | Profilim | Arşiv | Arkadaşlarım


Kuantum Bilgisayarları

Tarih: 02:26, 21/2/2006 Kategori: FULL-PAPER

                                     Kuantum Bilgisayarları

 

Kutay YAMAN, İlkan KAVLAK, Gülüzar TURAP

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü

 

ÖZET

Yirmi birinci yüzyılın rüyası, kuantum bilgisayarlar. Evrenimizi kavrayabilmek, doğa kuvvetlerinin işleyişini ve ilişkilerini tam olarak bilmemiz için gerekli hesaplama gücü, gelişen teknolojik uygarlığımızın gerektirdiği iletişim hızları, askeri sırlarımızı korumak, başkalarının ne yaptığını gizlice öğrenmek için bu bilgisayarları bekliyoruz. Çünkü kuramsal olarak bunların hesaplama güçleri ve hızları, sıradan bilgisayarlardan onlarca kat fazla. Şöyle yalnızca 300 işlem birimli bir kuantum bilgisayarın, 2300 işlemi, yani tüm Evren'deki toplam parçacık sayısı kadar işlemi, birkaç saniyede yapabileceği hesaplanıyor. Bu alanda yapılan çalışmalarsa, hâlâ mikroskobik dünya ile, tanıdığımız büyük ölçekteki dünyanın sınırlarındaki gri bölgede dolaşıyorlar. Kuram, hâlâ deneyin çok önünde koşuyor. Kuantum bilgisayarlar için harıl harıl algoritma üretiliyor. Buna karşılık laboratuarlarda geliştirilen prototipler son derece ilkel. Emekleme çağından yeni çıkan bebekler gibi birkaç adım attıktan sonra düşüyorlar. Ama gene de, içinde el yordamıyla yürüdüğümüz sis giderek aydınlanıyor. Son birkaç ay içinde açıklanan gelişmeler, kuramsal çalışmaların hızla sonuca yaklaştığını gösteriyor. Hatta kuantum şifreleme alanında pratik, kuramın önüne geçmiş bile.
    Belki de beklentilerimizin körüklediği sabırsızlık nedeniyle ağır gibi görünen ilerleme, çok farklı iki dünyanın araçlarını birleştirmek gibi güç bir işi başarmak zorunda. Telefon şirketlerinin, fizikçilerin ve gizli hükümet kuruluşlarının rüyasını süsleyen bu araçlardan beklenen, atom altı dünyanın özelliklerini, yaşadığımız makroskobik dünyaya taşımaları. Oysa bu iki dünyanın işleyişi, dinamikleri çok farklı. Bu durumda beklentilerimize koşut hünerlere sahip kuantum bilgisayarların ortaya çıkması, mikroskobik dünyadaki nesnelerle makroskobik ölçüm araçları arasındaki uyumsuzluğun giderilmesine bağlı. Aradığımız köprü de ortaya çıkmış gibi görünüyor. Bu alanın önde gelen kuramcılardan Dmitri Averin'e göre fizikte son 20 yılın en büyük buluşlarından biri, milyarlarca elektron içeren süper iletken gibi makroskobik bir sistemin, mikroskobik dünyayı yöneten kuantum mekaniğinin ilkelerine göre davranabildiğinin kanıtlanmış olması. Bunun önemi şuradan kaynaklanıyor: Kuantum bilgisayar öncülleri, şimdiye kadar atom ya da moleküller içindeki parçacıkların spinlerinden ya da ışığın polarizasyonundan yararlanılarak gerçekleştirildi. Ancak bu modelleri küçültmek olanaksız. Klasik bilgisayarlardaysa katı hal parçalar, devrelerin birkaç yüz nanometreye (metrenin milyarda biri) kadar küçültülmesine olanak sağladı. Katı hal parçalar, şimdiye değin kuantum bilgisayarları için uygun sayılmıyordu. Çünkü bunların üzerindeki elektronların sayılamayacak ölçüde ve karmaşada kuantum durumu bulunur. Oysa kuantum bilgisayarlar kolayca saptanabilen "açık-kapalı" durumlara gerek duyuyorlar. İşte süper iletkenler bu açmazı ortadan kaldırdı. Çünkü üzerlerindeki elektronlar son derece düzenli biçimde hareket ediyorlar. Japon araştırmacılar da geçtiğimiz aylarda bu köprü üzerinde yürüyerek büyük düşün gerçekleşmesi yönünde önemli bir ilerleme sağladılar.

 

                                                         GİRİŞ

İnsanoğlu ezelden beri yaşamını devam ettirebilmek ve kolaylaştırabilmek amacıyla yeni fikirler düşünmeye çalışmış ve günümüz teknolojisine kadar ulaşılmıştır.Bugün yaşamımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiş bilgisayarlar da bu düşüncelerin en önemli sonuçlarından biridir.İnsanların sayılarla işlem yapmakta zorlanmaları onları yeni bir çözüm arayışına girmeye zorlamıştır. Yani aslında yakın bir geçmişe sahip olan bilgisayar çok öncelerden birikmeye başlayan fikirlerin sentezinden doğmuştur. Alman mühendis Kondrad Zuse'nin 1941'de ilk bilgisayarı tasarladı. Şu anda kullandığımız bilgisayarların çalışma esasları 18000 vakum tüpü ve toplam 1000 km'ye varan kablo yığınıyla ağırlığı tonları bulan "Gargantuan" atalarınınkiyle aynıdır. Klasik hesaplama paradigması olarak da adlandırılan hesaplama kuramından ilk olarak 1936 yılında ünlü matematikçisi Alan Turing söz eder.1940'larda yine başka bir matematikçi olan John von Neumann Turing makinesi kuramını daha etraflı çalışır.Uzun  araştırmalar sonucu onun harika makinesi "MANIAC" (Matematiksel  Analizci, Nümerik Integralci ve Computer), insanların  hizmetine hazırdı. Öyle ki  bu makina önceleri birkaç yıl  alan bir problemi bir saatte tamamlayabiliyordu. NORC (Noval Ordinanse Research Computer Askeri Düzeni Araştırma  Bilgisayarı) von Neumann 'ın ikinci bilgisayarıydı. Bu hünerli makina  yirmi dört saatlik bir hava tahminini birkaç  dakikalık zamanda verebiliyor, yerkürenin özü hakkında bilgi  kaydedebiliyordu Atlantik ve Pasifik Okyanusları'nın med ve cezir hareketlerini hesaplayabiliyor  ve askeri manevra  problemlerini çözebiliyordu. Bugün ise klasik hesaplama kuramından sıyrılıp kuantum mekaniği postülalarınca geliştirilmeye çalışan kuantum bilgisayarı fikri ortaya atılmış durumdadır. Klasik bilgisayarlar  ile kuantum bilgisayarı arasındaki farklılık sistemin bilgi işleme ünitelerinde gözlemlenir. Klasik bilgisayarlar en küçük bilgi saklama ve işleme birimi olan bit'lerden yapılandırılmıştır. Bu fiziksel birimler "0" ve "1" ile simgelediğimiz hallerden sadece birinde olabilirler. Kuantum bilgisayarları ile kübitlerden oluşur. Kübit kuantum bit anlamını taşımaktadır. Kübitler fiziksel sistemler olarak klasik bilgisayar sistemlerindeki 0 ve 1 hallerinde sahip olabilmekle beraber 0 ve 1 arasındaki sınırsız başka halleri de barındırırlar. Bu haller, çakışma halleri olarak adlandırılmaktadır. Bu ara hallerin varlığı sayesinde bir kübit sıradan klasik bir bit'e oranla çok daha fazla bilgiyi aynı büyüklükteki fiziksel bir alana sığdırmamıza olanak sağlamaktadır.

 

Anahtar Kelimeler: kubit, boolean,kuantum

 

TEORİK BİLGİ:

Boolean Mantığı  olarak bilinen ikili Mantık sistemini geliştirmiştir.  Boolean  Mantığı, VE (^), VEYA (v) ve DEĞİL ( = )önermelerinden meydana gelmektedir.

 

0 ve 0=      0

0 ve 1=      0

1 ve 1=      1                                                                                       

0 veya 0=   0

0 veya 1=   1                                                                     

1 veya 1=   1

0 değil  =   1

1 değil  l=   0

 

Klasik bilgisayarlarda giriş-çıkış yapmak ve bilgi saklayabilmek için yukarıdaki mantık kullanılmaktadır. Mesela, VE kapısı gibi mantık kapıları kullanıldığında giriş olarak 2 bit alınır çıkış olarak sadece 1 bit elde edilir. Kuantum mantık kapıları ise giriş olarak 1y a da daha fazla kübit kullanılır ve çıktı olarak bir ya da daha fazla kübit alınır. Klasik mantık kapılarının kuantum mantık kapılarının birer özel halleri olduğunu varsayabiliriz. Kübitlerde meydana gelene çakışma hallerinin varlığı mantık kapılarının sayısına çok yüksek oranla arttırmaktadır. Örneğin, giriş olarak 0 ve 1 alıp buna karşılık çıkış olarak buna karşılık gelebilecek 0 ve 1 arasında farklı çakışma halleri üretebilen bir kuantum mantık kapısının klasik sistemde hiçbir karşılığı yoktur. Bir kübit dört farkı durumda bulunabilir;1,0,aynı anda 1 ve 0 veya arada bir değer. Kübitler bilgisayar belleği ve işlemcisini oluşturabilmek için birlikte çalışabilen atomlarını temsil ederler. Bu, çoklu durum özelliğinden dolayı kuantum bilgisayarlarının işlem hızının bugünün bilgisayarlarından çok çok daha hızlı olacağı söylenebilir.Kübitlerin süperpozisyon özelliği onları klasik bilgisayarlara göre çok üstün kılar. Öyle ki fizikçi David Deutsch kübitlerin süperpozisyon özelliğinin kuantum bilgisayarlarına şu anki teknolojinin bilgisayarlarının bir işlem yapmasına karşın kuantum bilgisayarlarının bir milyon kat fazla işlem yapma yeteneği kazandırabileceğini ileri sürüyor. 30 kübitlik bir kuantum bilgisayarının işlem gücü yaklaşık 10 tera-filop(saniyede 10 trilyon kayan noktalı işlem)mertebesindedir. Kuantum bilgisayarı bu özelliklerinin yanı sıra "dolaşıklık" özelliğine sahip. Kuantum fiziğine göre iki atomdan oluşan bir ikiliye dışarıdan bir etki uygulanırsa atomlar dolaşık duruma geçebilirler. Bunun anlamı atomlardan birinin dönüş yönü hangi yönde ise ve polarize olmuşsa diğeri bunun tersi durumuna girmiş durumdadır. Ve bu dolaşıklık mesafeden bağımsızdır. Bunun anlamı atomlar arasındaki mesafe ne kadar çok olursa olsun birincisinin konumuna müdahale ederek diğerinin özelliklerini değiştirebiliyor olmamızdır. Ve olayın hızı ışık hızından bile hızlıdır. Şimdiye kadar çok az sayıda kübitten oluşan birkaç deney yapılmış ve umut verici sonuçlar alınmıştır.

 

                 

    Şekil 1.A (C11H5F5O2Fe  )  molekülünden oluşan 7-kübit kuantum bilgisayarı

 

Çok  büyük bir tam sayıyı asal çarpanlarına ayırma klasik hesaplama  yoluyla  yapıldığında oldukça çok basamak gerektiren bir işlem olabilir  . Güvenlik gerektiren hemen hemen tüm internet işlemlerinde RSA şifreleme  algoritması  kullanılmaktadır. Fakat, bir kuantum bilgisayarının  böylesi  şifreleri çok kolay çözebileceğini Peter Shor'un 1994'te yayınlanan, kuantum bilgisayarları için  geliştirdiği tam sayıları asal çarpanlarına ayırma  algoritması göstermiş oldu.  Bunun için gerekli tek koşul,  yeterince sayıda kübite sahip bir kuantum bilgisayarının  fiziksel varlığıdır.  Kuantum hesaplama teorisini  popüler kılan en önemli özelliği de budur.

 

Kantuum hesaplama  teorisindeki en  önemli sorunsal kuantum bilgisayarının  fiziksel olarak tasarımının  ta kendisi. Şekil 1.A da gördüğümüz IBM ve MIT'den  araştırmacıların  ortaklaşa çalışmasıyla ortaya çıkarılan bilinen fiziksel  olarak  en gelişmiş  kuantum bilgisayarıdır. Araştırmacılar, bu tümüyle kuantum  mekaniği yasalarına  uyumlu, 7-kübitlik bilgisayar ile Shor'un  asal çarpanlarına ayırma  algoritmasının çalıştığını  gösterdiler.  Sadece 24 atomluk  (C11H5F5O2Fe )   molekülden  oluşan bu kuantum bilgisayarı ile 15'i  çarpanlarına ayırabilmekteyiz. Molekül  üzerindeki 5 Flor atomu ve iki Karbon-13  atomu birer kübit gibi  davranmaktalar.  Çünkü hem birbirleri ile etkileşim  halindeler,  hem de tek tek programlanabilmekteler. Yüksek enerjili radyo  frekanslarına  maruz kaldıkalarında enerji düzeyleri değiştirilerek klasik  anlamda yazma işlemi  gerçekleşiyor. Nükleer manyetik rezonansa  tabi  olduklarında ise hangi enerji düzeyinde oldukları tesbit  edildiğinden okuma  işlemi yapılmış oluyor.

 

Şekil  1.A daki her bir atom   milyonlarca atomlu tek üniteli  SRAM'den çok daha işlevsel görev  üstlenebilmektedir. Bu basit  karşılaştırma bile sanırım kuantum bilgisayarların  potansiyel işlem gücü  hakkında yeterince fikir verir. Şekil 1.A daki 7-kübitlik bilgisayar, aynı  anda 27  tane hesap yapabilmektedir. Diğer bir bakışla, 7-kübitlik  bu şık kuanutm bilgisayarı bize,  klasik hesaplama düzleminde, 7 bitlik 128   paralel işlemcili bir süper  bilgisayarın performansını sağlamaktadır. 

 

Bir başka çalışma ise Los Alamos Ulusal Laboratuarlarında tasarlanan 7-kübitlik kuantum bilgisayarı.. 6 hidrojen ve 4 karbon atomundan oluşan bu bilgisayar, NMR kullanarak normal bilgisayar verilerinin kodlanmasını gerçekleştirmektedir. Bu gelişmeler 1998’de Los Alamos ve MIT’deki bilim adamlarının bir kübit bilgisini Alanin ve Trikloroetilen moleküllerinde dağıtarak 3 nükleer spin bilgisine dönüştürmesi ile başlamıştı. Bu dağıtma bozulmayı zorlaştırmış, kuantum analizi ve dolaşıklık teorisini uygulamayı kolaylaştırmıştı.

.

                                                                                                                     Şekil 2.A

 

izotopik  olarak etiketlenmiş kloroform içindeki 1H ve 13C  çekirdeği küçük mıknatıslar gibi davranarak, harici bir  magnetik  alan ile etkileşebilmektedir. Nükleer dönüşler Kuantum üstkonumlarında (Superposition) bilgi saklayabilmekte ve bunu işleyebilmektedirler.  Yeşil  renkli klor çekirdekleri ihmal edilebilir. Alan ile hizalı  dönüşler mantksal  “1”, karşı olanlar ise “0” olarak  etiketlenirler. Bu çalışma şekli NMR (Nuclear Magnetic  Resonance) Kuantum bilgisayarının temel prensibini  oluşturur.

 

Daha geniş kapsamlı olarak gelecekteki kuantum bilgisayarları aşağıdaki iyon tuzağına benzeyebilir:

                    

                                                                   Şekil 2.B                                                                                          

 

 

 

 

Yukarıdaki şekilde  doğrusal iyon tuzağı  gösterilmektedir. Bu model ikili olarak  gruplandırılmış dört paralel çubuktan  oluşmaktadır. Kesikli  çubuklara DC gerilim uygulanırken, tek parça halindeki 

 

çubuklara  alternatif gerilim uygulanır. Eksenel sabitleme için kesikli  çubukların  dış kısmına pozitif, iç kısımlarına sıfır veya pozitif  bir gerilim  uygulanır. Tuzaktaki iyonlar Kalsiyum veya Berilyum’un  vakumda (~5x10-11 mbar) ısıtılması (~800°  C) ve gaz halindeki Kalsiyum veya  Berilyumun elektron bombardımanına  tutulması elde edilir.

 

Tuzaktaki  tüm iyonlar, aynı yüke sahiptirler ve  birbirlerini itmektedirler.  Bu iyonların herhangi birinin hareketi bu  elektrostatik itme  ile, fonon olarak bilinen çeşitli kolektif hareketleri  indükleyerek,  tuzaktaki diğer iyonlara iletilmektedir. Tuzakta rezonans  halindeki  bir iyon, söz konusu iyona bir lazer darbesi doğrultularak  yavaşlatılabilir (Soğutulabilir!). Uygun güçte ve dalgaboyundaki bir  lazer  darbesi rezonans halindeki iyonun bir foton yayınlayarak yavaşlamasına  sebep olur. Her iyon, iyonlar arası mesafe uyarımı sağlayan  lazerin dalga  boyundan çok daha geniş olduğundan, ayrı olarak  adreslenebilir. Lazer ışığı ve  fononlar ile Kuantum bilgisayarlarında  kullanılabilecek mantıksal etiketleme  sağlanabilmektedir. Bu  tür Kuantum mantıksal kapıları Avrupa (Ecole Normale  Supérieure) ve ABD’deki (NIST) araştırma grupları  tarafından  şu sıralarda uygulanmaktadırlar. Kuantum bilgisayarlarında  kullanılabilecek  NMR (Nuclear  Magnetic Resonance) teknikleri de tartışılmaktadır.

TARTIŞMA VE SONUÇ:Atomik boyutta çözümlenmesi gereken birçok problem bulunmaktadır. Bu problemlerden biri varolan tutarlı enerji seviyesini değiştirmeden nasıl okuma-yazma yapılacağıdır. Fakat bu seviyeden de önce kübitleri modellemek için kullanılan kuantum parçacıklarının tutarlı enerji seviyelerinde tutabilmesini sağlayacak pratik bir yöntemin bulunmasıdır. Bir başka sorun ise atomik seviyede,kübitin çevresel şartlardan nasıl izole edebileceğidir. Ayrıca bir kuantum bilgisayarının ne durumda olduğunu klasik bilgisayarları gibi kestirebilmemiz  Heisenberg belirsizlik ilkesine göre imkansızdır. Çünkü atomaltı bir parçacığın konumunu belirlemek için parçacığa foton göndermemiz gerekir. Bu da, parçacığın gözlemlemek istediğimiz andaki konumunun değişmesine neden olur.

 

 

“E-mail’lerimizi  okumak casuslar ve kuantum makinaları için ne  kadar da kolay…

 Ama yine de içiniz  rahat olsun, henüz onikiyi ya da onbeşli  bile çarpanlarına  ayıramıyorlar."

 

KAYNAKLAR:

Centre for Quantum Computation,  http://www.qubit.org/

1            IBM,  http://www.research.ibm.com/quantuminfo/

2            QC Research Centre - University of  Melbourne,  Avustralya, http://www.ph.unimelb.edu.au/src

3            SACKETT, C. A., Quantum Information  Experiments  With Trapped Ions: Status and Prospects, Quantum Information and  Computation, Vol. 1, No. 2, (2001), 57-80

Alexander  Shumovsky ve Erdal Arıkan, "Quantum  Computation and Communication  Lecture Notes", erişim 2003.11.07, adres  http://www.ee.bilkent.edu.tr/~qubit/n1.ps

David  Deutsch, " Quantum Theory, the Church-Turing Principle and the  Universal Quantum  Computer", Proceedings of Royal Society London,  1985.

 

"IBM's  Test-Tube Quantum Computer  Makes History", eriþim 2004.04.10,  adreshttp://www.research.ibm.com/resources/news/20011219_quantum.shtml.

 

"Introductions  and Tutorials",  eriþim 2004.04.05, adres http://www.qubit.org/.

Julian  Brown, "A Quantum Revolution for Computing", New Scientist 24,  September 1994.

 

Peter  Shor, "Polynomial-time algorithms  for prime factorization and  discrete logarithms on a quantum computer", SIAM  Journal of  Computing26, 1997.

 

"Quantum  Computer", eriþim 2003.10.23,  adres  http://www.wikipedia.org/wiki/Quantum_computer.

 

Richard  Feynman,  "Simulating Physics with Computers", Inter. J.  Theor. Phys., 21, pp. 467-488, 1982.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


{ Son Sayfa } { Sonraki Sayfa }